9.2.12

Elma bahçelerinde bir yürüyüş...

Uzun yıllardır iş güç derken uzun yolculuklara çıkamıyordum, işten ayrılmamın ardından acelesi olmayan bir yolculuğa çıktım sonunda. Acelem yok, rotam da yok, şansıma, ruh halime ve duruma göre bir sonraki yere geçiyorum, bir şeyler biriktirdikçe size de yazayım istiyorum, bakalım.

Italya bir senelik vizeyi verince pek bir sevinmiştim ne diyeyim, yıllardır hep 3 gün 5 gün bilemedin 10 gün verirlerdi. O yüzden vize alabilmek için yaptırıp da iptal etmekte geç kaldığım Scena'daki 10 günlük rezervasyonumu değerlendirerek başlıyorum geziye, mecburcuyum, booking.com 10 günlük parayı alırım diyor, gideceğim gitmesine de, ancak 5 saat rötardan sonra Italya'ya varabildi uçak.

Kar var ya sadece atmosferin alt kısmında var, uçak bir kez kalktı mı aşağılarda kalıyor kar tipi, güneş yerinde duruyor, korkacak bir şey yok, fırtınalar bir alt seviyede kopuyor, olaylara biraz yukarıdan bakmak bakabilmek gerekliymiş, inanın bana. 

Yolculuğun ilk durağı durağan bir yerde, 3000 nüfuslu Scena'daydı. Şena diye okunuyor. Merano Italya'nin kuzeyinde Avusturya sınırında bir yerleşim, Scena da onun bir köyü. Resimlerde (https://picasaweb.google.com/105621744505138367787/MeranoScena?authkey=Gv1sRgCN2NsZemgaadNA) göreceğiniz gibi alplerin çevirdiği bir bölge burası. Buradaki insanların ana dili Almanca, Italyanca'yi okulda öğreniyorlarmış, savaş sonrası Italya'ya kalmış ama Italyan değiller, görseniz sapsarı çocuklar.   Bu arada Almanlar gerçekten üstün ırkmış yahu, 1 ay önce doğum yapmış otel sahibesini görmeliydiniz, gayet fitti.

Burası çocukluğumuzun Heidi çizgi filminden fırlamis gibi, kendimi onun gibi bayır aşağı koştururken buluyorum burda. Tabi yukarı çıkışlar otobüsle. Scena'da bi otelde kalıyorum aşağıya doğru 7 km yürürsem Merano'ya varıyorum. İkisinin arasındaki yoldan sizin için bazı resimler çektim, burada daha önce hiç görmediğim kadar çok elma ağacı var. Aslında elma ağacı tarlası demek lazım. Bolzano'dan başlayarak her yer elma bahcesi.

Ortalıktaki evler bana Karadeniz köylerini hatırlatıyor, ama ordaki yeşil yok tabii, bir de bunlar bizden epey bir zenginler, ev değil köşk coğu yada kalecik diyelim. İtalyan bir arkadaşın demesi Merker burda yapıyormus tatillerini.

Küçük yerleri hep sevmişimdir, sokakta okuldan eve yalnız dönebilen çocuklar var burda, koşturup duruyorlar.

Yemek isimleri konusunda biraz zorlanıyorum, ya Almanca ya İtalyanca konusuyorlar, menülerde öyle, ben de ismi tanıdık gelen bir şeye müptela oldum, gülaş çorbası, haklarını vermem lazım, çok güzel yapıyorlar. yolu düşen olursa coffee art, Merano'da yemek mümkün.

hepinizi cok öperim...