28.2.12

Torino

Gitmeden evel hakkında pek bir şey bilmediğim, ama doktora programları sebebiyle önceleri gözüme ilişen bu şehri merak ediyordum, sağlam üniversiteleri olduğunu biliyordum. İlk izlenimim ise çok ama çok paraları var bu adamların oldu. Bunu dememin sebebi her 15 dakika yürüyüşe yeni bir meydan düşmesi, ve de mimari için sağlam para harcamış olmaları. Bu meydanlar güneşlenmek ve iyi vakit geçirmek için iyi yerler laf aramızda, çünkü güzel güzel keman çalan hatta hatta keman, akerdiyon, arp çalan insanlar var siz kahvenizi yudumlarken. (Bir iki resim)

Torino İtalya'nın Fransa sınırına yakın. Genova ve Milanla komşu. Vikipedinin demesi şehir dünyanın 78. en zengin şehriymiş, 1860lar da İtalya'nın başkentiymiş, şimdilerde yaklaşık 2 milyon insan yaşıyormuş. Benim gözlemim çoğunun gündüz yaşadığı yönünde. Bir de 2006 da olimpiyatlar bu şehirde yapılmış. İtalyan otomobil sektörününde öncüsüymüş. Alfa Romeo, Lacia ve Fiat burdaymış.

Bir de otomobil müzeleri var ki, ne müze gezmekten ayaklarına kara sular iniyor insanın, 1000 tane araba var gibime geldi, pek bir konsept kasmışlar, ben beğendim, tarz bir yer. Son zamanlarda Türkiye'de yeniden gündeme gelen yerli otomobil yapmak için gereken yüz elli yıllık deneyim ve bilginin (know-how) varlığına şahit oluyorsunuz. Ben burayı  fotoğraflarken yoruldum, gideceklere filmin sonunu söylemek gibi olmaz diye umuyorum  ve sizlerle bir kısmını paylaşıyorum resimlerin.  Müze ile bilgi resmi web sitelerinde mevcut: http://www.museoauto.it/website/en.

Gezimin başından beri pek de müze gezmeye yanaşmayan ben, burada pek bir meraklısı oldum, mısır müzesini de gezdim, ve sömürünün değişik bir şekline tanık oldum, adamlar Mısır'da ne var ne yoksa toplamışlar, acaba İngilizlere bir şey kalmış mıdır diye merak ettim. http://www.britainsfinest.co.uk/museums/search_results.cfm/searchclasscode/260 sitesinde oldukca cok sayıda İngiliz müzesinde mısırlılar ile ilgili şeylerin sergilendiği yazıyor. Şimdi Mısır'da ne kalmıs diye merak ediyorum. Resimleri yayınlamak yasakmış, o sebeble webe koymuyorum, merak edene gösteririm.

Yürümek ve çimde yuvarlanmak için ise Po nehri kenarı ve Valentino park pek bi müsait. Adamlar meydan yapmasını bildikleri gibi park bahçe yapmasını da biliyorlar.Bir çok insan göl kenarında koşuyor, yürüyor, köpeğini gezdiriyor ya da bisiklete biniyor. Bir kısmı ise akıntıya karşı kürek çekiyor. Mecazi anlamda değil tabi. O Türkiye'de biz de yapılıyor.

Uzun çok uzun yürüyüp kafayı boşaltmak lazım.

Dönüş yolculuğu başladı.